Uzun bir aranın ardından herkese merhaba 🙂
Yazmayı, anlatmayı, tavsiye vermeyi bu kadar seven biri için ne uzun bir ara oldu değil mi?

Bu uzun arayı 12 günlük bayram tatili ve yıllık izni birleştirdiğimiz combo tatil yazısı ile sonlandırmak istedim.
Çünkü anlatacak çok şey var. Lafı uzatmadan buyursunlar efenim;
“Bir muhteşem tatil yolculuğu…”

WhatsApp Image 2017-09-15 at 12.36.21 (1)

Tatilimiz 25 Ağustos’ta başladı.
İlk hedef Zeynep ve Ömer’in düğün ve kınasında göbekler atıp maa aileyi bir arada görmek için Değirmendere’ydi.
Bizimle birlikte tüm İstanbul’un da tatilinin başladığı gün Cuma günü olduğu için işlerden erken çıkıp kendimizi trafiğin kucağına bıraktık. Neyse ki şansımız yaver gitti ve 1 saatlik parkuru 2,5 saatte tamamlayarak bizden az daha geç çıkan insanlara nazaran 2 saat erken vardık Değirmendere’ye.
Eğlendik, bağıra bağıra şarkılar söyledik, uzun zamandır görmediğimiz akraba, komşu, eş, dostla hasret giderdik.

WhatsApp Image 2017-09-15 at 12.36.20

Düğün bitti, çiftimiz balayına doğru yol aldı. Bizler de toparlanıp Bursa’ya geçtik. Bursa bizim için bir minik durak oldu tatil içinde. Hem güneye inerken hem de evimize dönerken durduk, dinlendik, sohbet ettik ve çok güzel ağırlandık. Sevgili Hale ve Murat’a teşekkürler. Tabi bir de Arın kuşum var ki tam bir #teyzekuzusu Onunla vakit geçirmek bir ömre bedel 🙂
25 inde Kına, 26 sında düğün, 27 sinde bursa derken, 28 Ağustos sabahı erkenden yola çıkmamızla gerçek tatilimizin ilk saatlerini yaşamaya başladık. Bundan sonraki rotalar bolca “xxxx’de ne yapılır” sorusunun cevabı olacak nitelikte.

Sabah erken saatlerde yola çıkmanın avantajıyla yolda oyalanarak kat ettik kilometreleri. Önce Susurluk’ta tost yedik, sonra Kırkağaç’tan kavun aldık. Bu sebeple öğleden sonra ulaştık Çeşme’deki pansiyonumuza.

İstanbul Pansiyon
Bayram dönemine denk gelmemiz sebebiyle tüm konakladığımız yerlerde fiyat açısında inanılmaz dezavantaj yaşadık. Bu bayram dönemi dedikleri zaman diliminde tüm yazlık yerlerdeki işletmecilerin gözleri dolar oldu sanırım.
Pansiyonumuza gelecek olursak, dışı gerçekten taptatlı, şipşirin olsa da odalar son derece küçük ve eskiydi. Neyse ki tatilimiz boyunca konakladığımız yerlere sadece duş alıp, uyumak için kullandığımız için bu bizi olumsuz etkilemedi. Pansiyonun geceliğine kişi başı 75 TL verdik ve 2 gece konakladık. Bizim gibi konakladığı yerde yattığı yatağa ve bulunduğu odaya önem vermeyip, kaldığı yerin konumu ile ilgilenenler için İstanbul Pansiyon ideal.

WhatsApp Image 2017-09-15 at 12.51.16 (3)
Maalesef ki Çeşme’yi geçen sene geldiğimde pek sevmemiştim. Bu seneki tatil planımızı yaparken Hakan  “bir şans daha verelim” demiş ve rezervasyon yapmıştı. Bu sene iyice anladım ki ben Çeşme’yi sevemiyorum. Mekanların bir tarzı yok, hepsi toplama yerler gibi, özen yok. Kimi zaman arkadaşlar arasında Çeşme – Alaçatı tartışması  açıldığında, Alaçatı’nın çılgın pahalılığını öne sürüyorlar. Evet pahalı ama her mekanın kendine özgü bir tarzı, dizaynı var. Her mekanda harcanmış emek var. Çeşme de sadece pahalılık ve ucuz mekanlar var. Yani kalitelisi varsa ikinci gidişimde yine göremedim, bilmiyorum ne yazık ki.
Neyse geldik bir kere. Devam.
Çeşme’deki ilk günümüzde pansiyondan yapılan öneriye kulak vererek bi plaja gidip denizle kavuşmamızı gerçekleştirdik. (Bi de plajın adını hatırlayabilsem tam süper olacak) Bu plajın ücretli kısımları vardı ancak biz 15 TL vererek otoparkını kullanıp şemsiye ve şezlong kiralamadan 1 – 2 saat yol yorgunluğu attık. Akşamsa etrafı keşfetmek için çarşısında ve sahilinde yürüyüşler yaptık.

Çeşme Tekne Turu
Bir sonraki günü planlarken plajlara verilen ortalama 150TL yi çok gereksiz bulduğumuz için tekne turu yapmaya karar verdik. Çünkü ne plajlarda yapılan happy hour’lar ilgimizi çekiyor, ne de çalınan çıstak çıstak müzik hoşumuza gidiyor.. Bizim tatil kavramımızda sadece dinlenip,kitap okuyup yeni yerler görmek var.

WhatsApp Image 2017-09-15 at 13.12.11

Tur yapacağınız tekneye bir gece önceden karar vermeniz tur boyunca güneşleneceğiniz yeri seçmenize olanak tanıyor. Bizde bir gece önce tekneyi gezip uzanmak istediğimiz yere karar verdik.
Pegasus teknesiyle yaptığımız turda; Eşek Adası, Akvaryum Koyu, Mercan Adası ve Yeşil Koy’u gezdik. Tur için kişi başı 40 TL ödedik.
Tur yaptığımız tekne görüntülerine, tur içeriğe ve güzergahına buradan ulaşabilirsiniz.
Sizde bizim gibi beachlere verilen paralara üzülüyor ve gününüze gürültülü müzikler eşlik etsin istemiyorsanız tekne turlarını tercih edebilirsiniz.

WhatsApp Image 2017-09-15 at 13.18.32

Akşamsa, gelmişken uğramadan gitmeyelim dediğimiz Alaçatı’ya geçtik. Ben Alaçatı’yı Çeşme’den daha çok sevmiştim geçen yıl. Ancak bu yıl -kalabalığın da etkisiyle- yürümek bile çok zordu.
Bu arada bir daha bayram tatilinde, tatil bölgelerine gitmemeye kadar verdik. Resmen her mekanda her sokakta izdiham vardı. Bir tezgahın önünde durup yapılanlara bakamıyor, satıcıyla sohbet edemiyor, yolda ayak üstü tanıdığınız birini gördüğünde sohbet edemiyorsunuz.
Neyse ki Alaçatı’da ara sokağındaki sakinliğine güvenerek girdiğimiz mekanda, hayatımızda içtiğimiz en mükemmel limonatayı içmiş olduk. Mekanın ismi Limoni Alaçatı. Limonata aşığı Hakan için Alaçatı’ya gidildiğinde uğranması gereken yerlerden biri oldu Limoni  🙂

20987477_1705255799781233_7071497910076047360_n
Yukarıdaki fotograf Alaçatı Limoni’nin instagram sayfasından alınmıştır.
Bahsettiğim mekanın profiline buradan ulaşabilirsiniz.

WhatsApp Image 2017-09-15 at 12.51.16 (1)

Şirince
Çeşme’nin ardından rotayı Şirince’ye çevirdik.
Şirince’ye uğramamızın ilk nedeni övgüsünü çok duyduğumuz Ayşe Abla’nın Yeri’nde kahvaltı etmekti. Burayı bize tavsiye edenler gittiğimizde mutlaka kızartma yememizi sıkı sıkı tembihlemişlerdi.

Bizde kahvatıyı söyler söylemez bir de sizin kızartmanız varmış pek meşhurmuş, ondan da istiyoruz dedik. ama keşke aceleci davrenip demeseymişiz, kahvaltı içinde zaten varmış. Hem göze hem de damağa hitap eden güzel bir kahvaltı ettik sonuçta. Kahvaltı kişi başı 25 TL, ekstradan istediğimiz kızartma tabağı ise 20 TL idi.

WhatsApp Image 2017-09-15 at 12.51.16

Şirince’de kahvaltımızı edip biraz gezindikten sonra vakit kaybetmeden yola koyulalım dedik.
Biz çıkmak üzereyken yani saat 11 civarında tüm park alanları dolmuş etraf kalabalıklaşmaya başlamıştı bile.
Tam zamanında gelmiş ve tam zamanında gidiyor olmanın mutluluğuyla rotayı Bodrum’a çevirdik.

Bodrum’u tatilimizin 2. bölümü sayıyorum. Bu sebeple ona özel bir sayfa açmam gerekliliğine inanıyorum 🙂
Bodrum gezisini okumak isterseniz,  yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle kalın 🙂
Banu