Tatilde bir yerde sabit duramayanlar,
Gezmekten vazgeçemeyenler,
Bir ara bulsak da kendimizi yollara vursak diye düşünenler,
Hepinize merhaba 🙂
Tatil rotamızı ve tecrübelerimizi paylaştığım yazı serisine Bursa – Çeşme – Şirince rotası ile başlamıştım.
Bir Muhteşem Tatil Kısım 1 , Çeşme – Şirince yazısına buradan ulaşabilirsiniz.
Daha sonra Bodrum’a doğru inmiştik ve Bir Muhteşem Tatil Kısım 2 , Bodrum yazısını yazmıştım. Bu yazıya ise buradan ulaşabilirsiniz.

Şimdi sıra üçüncü ve sondan bir önceki rotada. Buyursunlar 🙂

WhatsApp Image 2017-09-15 at 12.36.21 (2)

Bodrum Sade otele veda ederken aklımızda direk Muğla – Akyaka’ya gitmek vardı. Ama yolda gezindiğim internet sayfaları bize küçük bir mola verdirtti. Mazi Koyu’nu anlatıp bize rotayı Muğla’dan Mazi’ye çeviren yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

mazi koyu1

Mazi’ye gidiş yolu, tıpkı okuduğumuz gibi keskin virajlarla doluydu. Her virajdan sonra ha geldik , ha geleceğiz diyip durduk. Sonunda Mazi tabelalarını görünce gideceğimiz koy alternatiflerine baktık ve sonunda İnceyalı Koyu’nda karar kılıp ilk gördüğümüz işletme olan Yakamoz Beachin otoparkına arabamızı bıraktık. Ardından etrafı keşfetmek için sahile indik. Az biraz ilerleyelim diye diye koyun sonuna gelip, en sondaki şezloglara bıraktık kendimizi.

mazi koyu 2

Şimdiye kadar olan tatil deneyimimizden o kadar alıştık ki her şeye para ödemeye, şezlongları kullanmadan önce “ne kadar” diye sorma gereksinimi hissettik. “Ücreti yok, istediğiniz gibi kullanın” yanıtını alınca keyiften dört köşe olmadık değil 🙂
Mazi’de dinlenip, şezlongların arkasındaki işletmede soğuk karpuzumuzu yedikten sonra yola devam ettik. Ama gelin görün ki Ören’in içinden geçerken, şurada çay içelim şurada mısır yiyelim demekten yol o kadar uzun sürdü ki Akbük’e uğramaya fırsatımız kalmadı. Yarın geleceğiz diye söz verip Akbük’ten  geçip Akyaka’ya vardık.

WhatsApp Image 2017-09-15 at 12.36.22

Akyaka’ya vardığımızda meşhur Azmak nehrini görmek istedik ilk önce. Bu isteğimiz bizi öylece keşfe yanlış yerden başlamış olduk. Kahverengi tabelaları takip ederek Kadın Azmağı’na vardık ama keşke yol kapalı olsaydı, aklımızı çelen başka bir yer olsaydı da gitmeseydik, görmeseydik.

Kadın Azmağı tam bir hayal kırıklığıydı bizim için. Her taraf çöp doluydu ve işin kötü yanı bu kimsenin umurunda değildi. Herkes çöplerin orada olması çok normalmiş gibi keyifle yüzmeye, piknik yapmaya hatta çöplere çöp eklemeye devam ediyordu. Bu duruma hem üzüldüm hem sinirlendim. Hatta bir ara keşke gelmeseydik buraya diye düşündüm.

İnsanların denize girdiği yerde biraz yürüyüp, içimizin bu görüntüleri daha fazla almayacağına karar verince çıktık Kadın Azmağı’ndan. Devam edelim bakalım biraz daha ilerlerde ne var diye düşünerek ilerlemeye başladık nehir boyunca. Nehrin denize döküldüğü yerden uzaklaştıkça, su berraklaştı çöpler azaldı. Nehrin içine masalarını kurup keyif yapan insanlar görünmeye başladı. Kadın Azmağı’ndaki görüntüler silindi bir anda aklımızdan.

İlk önce arkadaşlarımızın tavsiyesi olan Olive Farm’a uğradık. Olive Farm’ın portakallı zeytinyağı ve kekikli sirkesini heybemize atıp rezervasyon yaptırdığımız restoranta ilerlemeye başladık.

olive farm

Akşam yemeği için rezervasyonu Akyaka Azmak Restorant’ta yaptırdık. Linkine buradan ulaşabilirsiniz. Burası da bizim için mükemmel değildi ne yazık ki. Muğla’da bize eşlik eden arkadaşımız nehir kenarındaki işletmelerin, 2014 yılında yayınlanmaya başlayan Güzel Köylü dizisinden sonra fiyatlarını arttırıp kalitesini düşürdüğünü anlattı.
Yine de ayaklar buzz gibi suyun içindeyken yemek yemek güzel bir deneyimdi 🙂

akyaka azmak nehri

Akyaka’daki akşam yemeğinin ardından Muğla Merkez’de Elifcimizin evine misaifir olduk. Sabah kahvaltı için yaylaya gittik. Keyfoğlu Restorantta yaptığımız bol sohbetli, neşeli kahvaltımızın ardından eski Muğla evlerini gezdik. Sokaklarda kaybolmayı özlediğimizi farkettik bu sırada.

Keyfoturağı Restaurat

Öğleden sonra hem havanın sıcaklığı hem de yoldan geçerken verdiğimiz söz, bizi Akbük’e yol almaya itti. Ama gelin görün ki Akbük Koyu’nu da pek sevemedim.  Denize girilen yerde teknelerin olması, yüzerken keskin bir mazot kokusunun size eşlik etmesine neden oluyor. Yine bu tekneler yüzünden su berraklığını yitirip üzerinde yağ tabakası oluşuyor. Mazi’de , Yalıkavak’ta yüzdüğümüz sulardan sonra hiç de iç açıcı gelmedi açıkcası. Fazla değil 2 saat kadar kalıp ayrıldık Akbük’ten.

akbük

Akbük’ten ayrılırken günü güzel kılan en tatlı detay yol üzerinde uğradığımız Çardak Restoranttı. Keyifle oturup çayımızı içip gözlememizi yerken güneşin batışına tanık olduk.

çardak restorant

Son olarak Muğla’dan ayrılmadan Ula’ya uğrayıp Dondurmam Gaymak filminin çekildiği yerleri görüp, dondurma yedik. Ulalı Ali Usta’nın Kavunlu dondurması hayatımda yediğim en iyisiydi.
Muğla’dan eve dönüş rotasına geçmeden kısa bir “Muğla’ye gelindiğinde uğranması gereken yerler” listesi yapalım;
* Azmak Nehri
* Olive Farm
* Çardak Restorant
* Dondurmam Gaymak
Ula’da dondurmalarımızı yerken eve dönüş rotasını konuşmaya başladık. En sonunda dönüş yolunu Denizli üzerinden geçirmeye karar verdik. Böylece uzun zamandır görmek istediğim Pamukkale Travertenleri’ni görebilecektim.

Heyecanla eve dönüp bayullarımızı topladık.
Eve dönmek hiç bu kadar keyifli olmamıştı 🙂

5 Eylül 2017’de Muğla’ya veda edip Pamukkale’ye merhaba dedik.

pamukkale.bakış
Pamukkale’nin benim için önemi çocukluğumdan geliyor. Annem ve babamın balayına gittikleri yer Pamukkale. Bu yüzden küçüklüğümden beri gidip görmek istiyordum. Bana o zamanlar, kayaların kar yağmadan beyaz olabileceğini anlattıklarında şaşkın ördek yavrusu gibi gezdiğimi hatırlıyorum. Aklım bir türlü almamıştı güneş varken etrafın beyaz olabileceğini. Sonunda 28 yaşında görmüş oldum.
Tabi küçük bir hayal kırıklığı yaşadım travertenleri gördüğümde. Ben daha beyaz bir zemin hayal ederken gördüğüm manzara öyle değildi. Geçtiğimiz yıllarda bir yazı okumuştum burayla ilgili, diyordu ki “Pamukkale gitgide beyazlığını kaybediyor. Hal böyle olunca görmeyenler daha da kötüleşmeden en azından bu haline şahitlik etsinler.”

hakan pamukkale

Biz de bu kötünün iyisi döneme denk geldik sanırım. Çünkü annemlerin fotograflarındaki Pamukklale ile benim fotograflarımdaki Pamukkale baya farklı.

Travertenlere giriş 2 kapıdan yapılıyor. Kuzey ve Güney kapısı. Biz tur otobüslerini takip edip Kuzey kapısından girdik. Girişte Müze Kart geçiyor. Ancak içerdeki havuza da girmek isterseniz bu havuzda Müze Kart geçmiyor. Havuz için ekstra 30 TL ödemeniz gerekiyor.
Pamukkale bizim için evimize giden yolda bir küçük durak oldu bizim için. Çok keyifliydi.

Pamukkale’den çıkıp, İzmir’e uğradık burdan da kendimizi Ayvalık’ta bulduk.
Pamukkale’den sonrasını bir eve varma süreci olarak görmemiz yanlış olmaz. Çünkü gittiğimiz yerlerde gezmek keyif vermemeye başlamıştı. Biz de yorulmadan eve varma düşüncesiyle İzmir , Ayvalık , Cunda ve Bursa durakları oluşturduk kendimize.

 

WhatsApp Image 2017-09-15 at 12.36.21

Tüm bu rotalardan sonraysa sonunda terliklerime, yastığıma kavuşmanın mutluluğu, kapının önünde bekleyen bavulların acı çığlığıyla başbaşa kaldım.

Keşke tatile giderken evimiz de bizimle gelebilse 🙂

Sevgiyle kalın,
Banu