Herkese Merhaba ,
Uzun zamandır yaşadığım(ız) motivasyon eksikliğini, ruhumuza musallat olmuş kasvet perilerini, bıkkınlık ve hiç bir şey yapmak istemediğim(iz) günleri fark ettiğim akşamı anlatmak istiyorum sizlere. En baştan başlayayım. Buyrunuz efenim…

Girişte de dediğim gibi uzun zamandır canım hiç bir şey yapmak istemiyordu. Hatta bu durum büyüyüp kimseyle konuşmak, bir yere gitmek, organizasyonlara katılmak istememe boyutuna geldi. Tüm bunlar benim hayatımın en renkli çiçekleriyken birden işkenceye dönüştüler.

Yine bu günlerden birinde iş gezisi için Ankara’ya gitmiş; işler erken bitince de tüm nemrut ve huysuzluğumla odama girip dakika bile kaybetmeden uyumuştum. Uyandığımda saat hala erkendi ve ben uykusunu almış, üstüne üstük huysuzluğundan gram eksilmemiş olarak tavanı izliyordum. Birden aklıma eskiden çok keyif aldığım ve kendime özel zaman yaratmaya çalıştığım anlar geldi ve zincirlerimi kırıp kendimi “kendime” kahve ısmarlamaya ikna ettim. En yakın mekana rota oluşturup, kendimi dışarı attım. Otelin aşağısındaki Kahve Dünyasına  gidip yoldan geçenleri izleyecektim. Mekana vardığımda yanındaki D&R ı görüp ilk önce kitap karıştırmaya karar verdim. Kitapçıdaki ilk dakikalarımda, bu yazıya zemin hazırlayan kitabın ismiyle burun buruna geldim.
Kapak diyordu ki “İkinci Hayatın, Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında Başlar.”

Hani bazen bir müzik duyar, bir satır okur yada birileri bir şey söyler de hayatın anlamını bulmuş gibi sevinip “Evreka” diye bağırmak istersiniz ya, işte öyle bir an yaşadım. İçini karıştırmadan, arkasını okumadan alıp çıktım. Kendime sıcak bir salep söyleyip arkasındaki yazıyı okumaya başladım. Diyordu ki;

“Akut Rutinizm. Dünyada, özellikle Batı ülkelerinde, gittikçe yaygınlaşan ruhsal bir sorun bu. Çoğunlukla aynı belirtilerle ortaya çıkıyor: motivasyon eksikliği, müzmin bir kasvet hali, anlam ve yön kaybı, hayal kırıklığı, bıkkınlık, kendini bir türlü mutlu hissedememe…”

Bu olumsuzluklar cümlesi beni anlatıyordu. Bundan da öte kitabın arka kapağında çok iddialı bir cümle vardı;

“Bu kitap sizi adım adım mutluluğa götürecek” 

Kitabın kapağını açamadan önce durup uzun zamandır yaşadığım mutsuzluğu, gerginliği, her şeyden uzaklaşma isteğimi düşündüm. Belki de bu bir adımdı. Hani hep öyle olur ya, insanlar uzun zamandır başaramadıkları şeyleri başardıklarında, hikayelerini anlatırken mutlaka “o gün”,  “o kitap”, “o ses” gibi şeyler söylerler. Herkesin düğümünün çözüldüğü bir “o” vardır. Belki de benim nedenleri sonuçlara bağlayıp kendimi anlayacağım “o gün” zamanım gelmişti.

Kitabın hikayesi sizi kendine çekiyor zaten ama bunun yanında en güzeli kendinizi kitapta yazılanları uygulamaya çalışırken buluyorsunuz.

WhatsApp Image 2017-11-03 at 08.52.24

Kitabın arka kapağında bahsedilen mutluluğa götürecek adımlarsa kısaca şöyle;

  • Beyaz Lotus : Hayatını değiştirmeye karar ver!
    Kitap der ki “Değişim sadece içeriden açılan bir kapıdır.”
    Değiştirmek istediğin/memnun olmadığın şeylerin listesini yap.
  • Sarı Lotus : Hayatını temizle!
    Kitap der ki “Hayat bir sıcak hava balonudur. Eğer yükselmek istiyorsanız ağırlık yapan her şeyi boşluğa bırakmalısınız.”
    Günlük yaşantında sana zararı dokunan, seni yıpratan ve zehirleyen şeyleri belirle. Bunu yaparken yaşam alanındaki gereksiz her eşyadan kurtul. Alanını genişlet ve değiştir.
  • Yeşil Lotus : Olmak istediğin kişi ol!
    Kitap der ki “Her şey değişimdi. Bu artık var olmamak değil, henüz olmadığın şeye dönüşmek içindir.”
    Önce bütün iyi özelliklerini önüne koy. Daha sonra idollerinden bir tablo yap. Hayatlarını araştır. Akabinde hedeflerini belirle. En önemlisi aldığın kararlar “sözde” kalmasın.
  • Kırmızı Lotus : Olumlu düşün. Zihnini yönlendir.
    Kitap der ki “Sözlerimizin titreşimleri var. Bu yüzden dışarıya sarf ettiğiniz sözler kadar içsel diyaloğunuza da dikkat etmeniz gerekir.”
    Kendi kendine olumlu telkinler vermeye ve pozitif düşünmeye çalış. Olumsuz ve yararsız düşünceleri kapının önünde bırak. Yapabileceğine inan.
  • Mor Lotus : Kendine/hayallerine inan.
    Kitap der ki “Hayatta başarısız olmaktan çok daha kötü bir şey var ki o da hiç denememiş olmak.”
    Büyük hayaller kurmak ahmaklık değil, başarı sadece bir inanç kadar uzağında. Bunu anla ve sindir. Yılma.
  • Siyah Lotus : Affet!
    Paul Boese “Affetmek geçmişi değiştiremez ama geleceğin önünü açar.”
    Halı altına süpürdüğünüz kızgınlıklarla yüzleşin ve affedin.

Tam da gayri resmi hayaller kurduğum şu günlerde bu kitap bana bir hediye gibi geldi. Gözlerimi kapatıp hayal kurmaya başladığımda bundan utanıp kafamın üzerindeki düş bulutunu dağıtmaya çalışmıyorum artık.

Mutlu olmak böyle bir şey belki de. Kendini kabullenmek. Değiştiremeceğin olaylara karşı, kendi yaklaşımını değiştirmek. Hayatı sevmek. Affetmek. Kendine inanmak.

Sizce de denemeye değmez mi?

Banu

Bir küçük tavsiye :

Kitapta çok sevdiğim bir dinginlik önerisi var. Kurallar şöyle; sizi kimsenin rahatsız edemeyeceği bir odaya geçin. Rahat bir pozisyonda oturun, sırtınızı dikleştirin ve yavaş yavaş nefes alıp verin. Sonra elinizi kalbinizin üzerine koyup, kalbinizin her nefes alıp verişinde şişip indiğini hayal edin. Böylece kalp atışınız sakin ve düzenli bir hale gelsin. Ardından bu sakinlik içinde “içinizi ısıtan” bir anınızı düşleyin. O anıya bağlı duygu ve heyecanları yeniden aynı yoğunlukla yaşayın.
Dahası o an’a geri gitmek için çapalayın 🙂