Merhabalar,
Üzerinden 10 gün geçmesine rağmen, biriktirdiğimiz güzel anılar hala bizimleler. Ne güzel!

Ege’ye yaptığımız küçük kaçamağı sizlere anlatıyordum ki en son Tiyatro Medresesi’nde kalmıştım. Yaptığımız Şirince gezisini anlamlandıran Tiyatro Medrese’si ve Matematik Köyü hala aklımda. Sanırım bu yüzden merak edip araştırmaya devam ediyorum. Matematik Köyü ile ilgili yazılan “Matematik Köyü’nün Delisi” ni de en yakın zamanda okuyacağım. Bahsettiğim kitaba buradan ulaşabilirsiniz.

Şirince’yi arkamızda bırakırken dördümüzde yorgun ve açtık bu yüzden de mükemmel bir yemeği hak etmiştik. Güzel bi yemek için sabrettik ve sonunda Ortaklar’da çöp şiş yemek için Somuncu Baba’da durduk. Yemeğe oturup , kalktığımız zaman dilimi arasında bir boşluk var. Hatta; açtım, hatırlamıyorum 🙂

Güzel bir günün ardından sonunda Aydın’a vardık ve sevgili  Binen çiftinin evine misafir olduk. Sabah apar topar evden çıktık çünkü saat 10.00 da Güzelçamlı Yat  Limanı’nda olacaktık, bugün yat turuna çıkma günümüzdü. Çok keyifli olacağını ne zamandır konuşuyorduk. Sanırım üzerine çok konuşup plan yaptığımız için yoldayken bir telefonla hayallerimiz suya düştü. Hava koşulları yüzünden tur iptal edilmişti. Yine de moralimizi bozmayıp kendimize harika bir kahvaltı ısmarlamaya karar verdik. Kahvaltı için soluğu Değirmen’de aldık.

WhatsApp-Image-20160719 (1)

Ama gelin görün ki burası da henüz açılmamıştı. Bize de etrafı turlayıp yola devam etmekten başka seçenek kalmıyordu.

WhatsApp-Image-20160719

Yine canımızı sıkmadık ve Millipark’a çevirdik rotamızı. Yolda giderken aldığımız poğaçalar yetti.
Mutluluk buradan geliyordu zaten.
Dilek Yarımadası’ndaki Milli Park içinde olan Karasu Koyu’na hoşbulduk dedikten sonra günümüzün geri kalanını plajda dinlenmeye ayırdık. Bir ara önümüzden geçen yatları görüp sinirimiz bozulsa da umursamadık. Çünkü böylesi de çok güzeldi.

WhatsApp-Image-20160719 (2)

Ayşen ve Selçuk abi sayesinde Millipark’tan ayrılırken adaçayı ve defne topladık. Çok güzellerdi. Kurusun diye mutfağa yaydığım adaçayları hergün beni 8 Temmuz’a geri götürüyor.

WhatsApp-Image-20160719 (3)

Günün sonunda Kuşadası sahilde güneşin batışını izledik.
“Bir tatlı huzur” dedikleri buydu.

WhatsApp-Image-20160719 (6)

Tarihler 9 Temmuz’u gösterdiğinde Banu ve Hakan için İstanbul’a dönüş çanları çalmaya başladı. Alarmsız bir uykudan sonra Ayşen’in hazırladığı enfes kahvaltıyla güne başladık. Uzunca yapılan kahvaltı ardından kahveler derken yola çıkasımız gelmedi bi türlü ama kaçınılmaz son bizi bekliyordu.
[Ayşen ve Selçuk abiye teşekkürlerimizi birde buradan edip İstanbul’a beklediğimizi de yazmadan geçemeyeceğim.]
Dönüş yolculuğu başlamıştı. Aydın – İzmir arası sıkıntısız geçmiş hatta Bornova’ya geldiğimizi anladığımda tüm şirinliğimi kullanıp Hakan’ı Alsancak’a geri döndürüp Çelebi Unlu Mamülleri’nden son kez  bomba almıştık.
Sanırım yolumuzdan saparak yolculuğun bundan sonrasını bi şekilde geciktirmek istedim …
Trafik yüzünden yol üzerindeki tüm köyleri ziyaret ederek ilerlemeye çalıştık ama nafile.

WhatsApp-Image-20160719 (8)

13.00 da çıktığımız yolculuğun ilk molasını 11 saat sonra Altınova’da Osman Gazi Köprüsüne girmeden Kosova Köftecisinde verebildik.

WhatsApp-Image-20160719 (9)

Hem çok yorgun , hem de çok acıkmıştık. Birazda sinirliydik doğrusu. Saatlerdir inanılmaz bir trafikle boğuşuyorduk. Ama burası bize çok iyi gelmişti. Hem mekanın güzelliği, hem hizmet hızlılığı ve güleryüzü, hem de enfes köfteleriyle moralimizi düzeltip evimize doğru aldığımız son kilometrelerde daha sakin ve sabırlı ilerlememiz için yolculuğa es vermemizi sağlamıştı.

WhatsApp-Image-20160719 (10)

10 Temmuz 00.59 sıralarında kapımızın önünde cebimizden bin bir mutlu anıyla, eşyaları yukarı çıkarabilecek son gücün toplanmasını bekliyorduk.

Her şey çok güzeldi ve hep öyle kalsındı.
Mutlu olmak çok güzeldi ve hep mutlu olalımdı.

Banu